Ases sanatında ustalık programına kadar 6 aylık eğitim çalışması vardır.

6 aylık eğitimi tamamlayanlar Alperen’lik makamına gelirler. 8 aylık eğitimi tamamlayanlar Ases sanatını temsil etme hakkına sahip olurlar.

Nefer’lik programı: 1 ay

Alp’lik programı : 1 ay

Alpar’lık programı : 2 ay

Alperen’lik programı:2 ay

İlbay’lık programı : 6 ay

Ases eğitimlerinde kişinin en kısa sürede korunabilmesi için çalışmalar sergilenmektedir.
Ases 6 ve 12 aylık eğitimleri ile gerçek korunma stratejilerini öğretme garantisi veriyor.
6 ay sonunda çalışmalara devam etmek isteyen kişiler bir üst ustalık programı olan İlbaylık makamına erişmek için çalışırlar ve sokaktaki tüm saldırılara karşı kendilerini ve başkalarını koruyabilmeyi ayrıca güvenlik kuruluşlarını çalıştırabilme yetkisini de elde ederler.
12 Aylık çalışmayı bitirenler illerinde sanatı temsil etme yetkisine ererler İllerde temsil yetkisine haiz olanlara İlbay (Uçbey) denir.

Baturalplik makamına gelecek kişiler İlbaylar ve Alperenler içerisinden seçilir. Baturalp, Atabey’in yardımcısı konumundadır.

İllerde Ases sanatını uygulanmak isteyen Antrenör ve çalıştırıcılar Ases tarafından hızlandırılmış seminerlere katılarak illerinde temsile hak kazanırlar. Böylelikle uzak yerlerden gelen çalıştırıcılar 1 veya 2 gün içerisinde eğitimlerini tamamlayarak illerdeki görevlerine hemen başlayabilirler.
Ases sanatının en büyük özelliği çok çabuk uygulanılabilir olmasıdır.

Ases çalışmalarında Uzakdoğu sporlarındaki gibi Karate, Kungfu, Taekwondo vs. gibi stillerin elbiseleri yerine tamamen kendi kültürümüze ait kaftanlar kullanılmaktadır. Uzakdoğu sporlarında var olan Kuşak veya şal yerine Osmanlı ve eski Türklerde kullanılan bel kuşakları kullanılmaktadır.
Rütbeler kemer yerine kollarda taşınmaktadır. Askeri usül göz önüne alınarak Kol rütbeleri kullanılmaktadır.Böylelikle kişinin savaşçılık boyutu ve derecesi kolundaki rütbeden anlaşılmaktadır.

Kendi kültürü içerisinde ve besmele ile başlanan bir sanatı uygulamak çok da onur verici olsa gerek.
Bu elbiseler hiç savaş sanatlarına uyuyor mu ? diye düşünmek uzakdoğu spor kültürüne bağımlılıktan başka bir şey değildir.
Oysaki Karate ve Kungfu gibi stillerde kullanılan elbiseler aslında o kültürün günlük kullanılan elbiselerdir.
Kültür mirasımız içerisinde bizim de kendimize ait bir sanatımızın olması, dili, kıyafeti ve selamı ile bizi yaşatması kadar güzel ne olabilir ki ?

Atabey Şefik Gülten
Ases Osmanlı Sanatının Kurucusu